EKMEN: Türkiye’nin ihtiyacı yeni bir “keşke” değil, kalıcı bir sonuçtur
08.08.2026
DEVA Partisi Genel
Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, Adalet Komisyonunda
görüşülen Millî Dayanışma ve
Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi üzerine söz
aldı. Ekmen, “Bu süreç,
anakronik bir şekilde Kürt meselesine neşet eden ama yer yer bu meseleyi de aşan
PKK terör örgütünün görüşmeler
yoluyla silahsızlandırılması sürecidir”
dedi.
Sürecin sıhhati açısından
karşıtlık ve eleştiriler de kıymetlidir
Türkiye Büyük
Millet Meclisi’nde yürütülen sürece
ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yeni Yol Partisi Grup Başkanı
Ekmen, sürece yönelik
farklı görüşlerin
kamusal alanda görünür
olmasının önemine
dikkat çekti. Ekmen, “Türkiye Büyük
Millet Meclisi Genel Kurulu’nda
dostlarımız olan İYİ Partili
milletvekillerimizin sürece karşı doğrudan karşıtlık seviyesindeki duruşları ve eleştirilerinin de sürecin sıhhati açısından
çok kıymetli olduğunu sadece bugün değil, sürecin
başından beri birçok yayında ifade etmiş birisiyim. Çünkü sürece destek kadar sürece
karşı eleştiri ve kaygıların, eleştiri ve kaygı kadar
karşıtlığın da meşru kamusal alanda görünürlüğü; sürecin
sıhhati, doğru bir şekilde analiz edilip ilerlemesi ve milletimizin görüşlerinin
kamusal alanlarda ifadesi açısından oldukça kıymetlidir” ifadelerini kullandı.
Bu süreç PKK’nın görüşmeler yoluyla
silahsızlandırılması sürecidir
Sürecin doğru anlaşılması
gerektiğini vurgulayan Ekmen, “Bu süreç, Türkiye'nin
demokratikleşmesine dair bir süreç değildir. Bu süreç, Türkiye'nin Kürt
meselesine dair kök
sebeplerini ele aldığı ve kalıcı barışa evrildiği bir süreç de değildir. Bu süreç
anakronik bir şekilde Kürt meselesine neşet eden ama yer yer bu meseleyi de aşan
PKK terör
örgütünün
görüşmeler
yoluyla silahsızlandırılması sürecidir” diye konuştu.
Dünyada Güney
Afrika, Kolombiya, Endonezya, Filipinler, İrlanda ve İspanya gibi örneklerin
bulunduğunu belirten Ekmen, Türkiye’nin kendi
tarihinde de benzer girişimlerin yaşandığını söyledi.
Ekmen, “1984'ten bugüne kadar da görüşmeler
yoluyla ve bir yasama faaliyeti aracılığıyla örgütün
varlığının sonlandırılması ve tasfiyesinin sağlanması noktasında biz Türkiye'nin
tarihî liderlerinden hem Sayın Necmettin Erbakan'ı hem Sayın Özal'ı hem Sayın
Demirel'i değişik girişimler içerisinde gördüğümüz gibi,
sadece bunların değil Genelkurmay ve MİT Başkanlıklarının da kurumsal
olarak benzer görüşmeler
ve silahsızlandırma niyetinde olduğunu görebilmekteyiz” dedi.
93’ten
bugüne keşkenin maliyeti en az 40 bin can kaybı
Daha önceki
süreçlerin tamamlanamamasının ağır bedeller doğurduğunu ifade eden Ekmen, yakın
zamanda kamuoyuna yansıyan iki açıklamaya dikkat çekerek, “İmralı heyetinden Özgür
Erol, Abdullah Öcalan'dan naklen ‘Aslında
93'te belirli bir aşama katetmiştik keşke o gün bu iş bitseydi.’
dediğini yazdı, anlattı. Sayın Hakan Fidan da Katar'da bir oturumda,
medyayla buluşmada ‘2013 yılında bu işi
neticelendirmeye çok yaklaşmıştık keşke tamamlayabilseydik.’
dedi. Şimdi, iki ayrı cepheden iki keşke ifadesi var. 93'ten bugüne
kadar keşkenin maliyeti en az 40 bin can kaybı, burada trilyonlarca dolardan
bahsediliyor, 2013'ten bu yana da keşkenin maliyeti en az 10 bin can kaybı. Umarız
bu kadar büyük tartışmalarla yürütülen bu sürecin sonu keşkelerle değil,
mutluluk ve coşku ifadeleriyle tamamlanır” ifadelerini kullandı.
Kamu düzeni
zafiyeti yaratılmamalı, Kürtler adına temsiliyet makamı oluşturulmamalı
Sürecin temel
unsurlarına da değinen Ekmen, kamu düzeninden taviz verilmemesi gerektiğini
belirterek, “Herhangi bir görüşme
trafiğinin bir kamu düzeni zafiyeti yaratmaması gerektiğidir. Özellikle 2013 süreci
bu konuda kötü
bir hafızaya sahiptir, bugün itibarıyla buna dikkat edildiğini söyleyebiliriz.
Yine, Kürt meselesinden neşet etmiş olmasına rağmen bu maksatla yapılan görüşmelerin
Kürtler adına bir liderlik ve temsiliyet makamının oluşturulmasına da izin
verilmemesi gerektiğini ifade etmek gerekir. Siyasi ve demokratik zeminlerde Kürtler
de tıpkı diğer unsurlar kadar çok çeşitli, farklı siyasi
görüşlere
ve organizasyonlara sahiptir. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını ilgilendiren bütün
konularda olduğu gibi kendilerini ilgilendiren konularda da bu çeşitlilik ve
temsiliyet dengesi içerisinde tartışmalara müdahil olacaklardır” şeklinde konuştu.
İç cephenin
tahkimi sadece bir örgütün silahsızlandırılmasından
ibaret olamaz
Sürecin başında
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “iç cephenin tahkimi” çağrısını hatırlatan Yeni Yol Partisi Grup Başkanı Ekmen, “Tabii ki hepinizin de takdir edeceği gibi
iç cephenin tahkimi sadece bir örgütün silahsızlandırılmasından
ibaret olamaz. Bu süreç içerisinde iç cephenin tahkimini farklı mağduriyetlerin
de ortadan kaldırılması yoluyla güçlendirmek yerine yepyeni mağduriyetlerin de
ortaya konulduğunu gördük. Mesela artık AİHM’de binlerce başvuruyla FETÖ yargılamalarından, KHK’lilerin yaşadığı sorunlara ilişkin, duygu kopukluğuna
ilişkin adımlar atılmasını bekliyorken maalesef yargı eliyle siyasetin dizaynına
dair birçok örnekle karşılaştık
ve iddiaların tamamı doğru olsa dahi ceza usul hukukunu tamamen yok sayan, kişilerin
masumiyet karinesini tamamen yok sayan birçok soruşturma örneğiyle
karşılaştık. Keza siyasi alanı daraltan, söz
söyleme
alanını daraltan, gazeteci ve sosyal medya kullanıcılarının tutuklanmasından başlayın da yargı kararlarının uygulanmamasının Mecliste bir
yasama faaliyetiyle güvence altına alınmasına
dair düzenlemeye kadar bir hukuk devletinin en temel ve basit özelliklerinden
uzaklaşan birçok örneğe tanık
olduk” dedi.
Ekmen sözlerini
şöyle sürdürdü: “Oysa bu süreç zaten
iki yılı bulmamalıydı. Bu kadar kuvvetli bir desteğin
olduğu, bu kadar paydaşın içerisinde olup başarısı için fiilen ve kavlen dua
ettiği bir sürecin çok daha erken bir zaman takviminde yasama aşamasına gelmesi
beklenirdi ama bu hâliyle dahi bu süreç içerisinde bu sürecin neticesine yani Türkiye’nin daha demokrat, daha çoğulcu, daha özgürlükçü
bir hukuk devleti olacağına dair inancı güçlendirecek adımlar yerine maalesef
bunu zayıflatacak birçok olayla karşılaşmış durumdayız. Evet, bu yasa gecikti;
evet, bu yasayla çok önemli
bir kritik eşik aşılacak fakat bu yasaya gerek duyulmayan bu mesele özünde Kürtçeyle
ilgili ama yargı kararlarının uygulanması, AİHM kararlarının uygulanması,
Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanması ki Şerafettin Can Atalay, Selahattin
Demirtaş ve Osman Kavala örnekleri en
bilinen örneklerdir
ama FETÖ yargılamalarıyla ilgili de birçok dosyanın biriktiğini artık biz
biliyoruz. İdari veya siyasi tasarruf yoluyla atılması gereken birçok adımlar
bu süreç içerisinde atılmamış ve bu da sıradan bir vatandaşın sürece olan güvenini
zayıflatmaktan başka bir işlev görmemiştir.”
Devlet Bahçeli’nin söylemlerini Türk
siyasetine verilmiş birer taahhüt olarak görüyoruz
Bahçeli’nin grup konuşmalarına ve gazete yazılarına atıf
yapan Ekmen, “Sayın Devlet Bahçeli’nin 22 Ekim, 5 Kasım 2024 ve 5 Mayıs
2026’da MHP grubunda yaptığı toplantı tutanaklarına
bakalım; yine Sayın Devlet Bahçeli’nin 31
Mart, 1 Nisan, 2 ve 3 Nisan tarihlerinde ve yine 2024, 2025 ve yine 19 Mayıs
2026 Türkgün
Gazetesi’nde yayınladığı makalelere bakalım.
Burada, bu sürecin bir sonraki getirisi ve bir sonraki fırsatı olarak çok
ciddi, büyük hukuk devletine ve demokratik dönüşüme
dair derinlikli bir perspektif görüyoruz. Doğrusu
biz bunları Sayın Devlet Bahçeli tarafından Türk milletine ve Türk siyasetine
verilmiş birer taahhüt olarak görüyoruz ve bu
taahhüdün arkasında duracağına dair bir endişemiz de yok. Ama Cumhur İttifakı’nın
büyük ortağının, bu süre içerisinde bütün bu
söylemleri
boşa düşüren
ve sıradan insanların ülkenin geleceğine, bu sürecin ardından karşımıza çıkacağına
inanılan değişim ve dönüşüm fırsatına
olan inancını zayıflatan iş ve eylemlerden de bugün itibarıyla vazgeçmesi
gerektiğini bir kere daha ifade etmek gerekiyor” açıklamasında bulundu.
Metnin bütün
gruplardan esirgenmiş olması, çok ciddi bir eksiklik olarak önümüzde
duruyor
Teklifin hazırlık
sürecini değerlendiren Ekmen, “Yasa buraya
gelirken önce
devlet bürokrasisi tarafından İmralı’da çalışılmış olabilir,
bunu yadırgamıyorum. Sonuçta bu yasa yayınlandığında,
yasaya örgüt
tarafından katılım bu yasanın akıbetini belirleyecek; bununla ilgili ön
görüşmeler
yapılmış olabilir. Daha sonra DEM Parti, AK Parti ve MHP arasında yürütülen
trafiği de belli bir derecede sürecin tarafları olarak anlıyorum. Ama bu yasa
teklifinin Meclis Başkanlığına verilinceye kadar metninin bütün gruplardan
esirgenmiş olması, çok ciddi bir eksiklik olarak önümüzde
duruyorken bugün ve yarın komisyonda yapılacak tartışmalar ve önerilecek
hususların herhangi bir şekilde maddelerin dizaynında ve yapılanmasında hayata
geçirilmeyecek olması; o zaman bu çoğulcu, katılımcı, Meclis’in
367 imzayla ve 7 grubun neredeyse 6’sının
tamamen desteklediği bir süreç olma özelliğinin kötüye
kullanıldığı, istismar edildiği gibi bir kanaate de sebebiyet verecektir” diye
konuştu.
Bu yasanın yürürlüğe
girmesi için Kandil’in boşaltılması gerekiyor
Sürecin başarı kriterini
tanımlayan Ekmen, “Böyle
bir yasa hazırlamanın zorlukları var. 11 kere yasa çıkartılmış ama karşılığı bulunamamış.
Şu anda da bu yasanın yürürlüğe girmesi için cezaevlerinin ve Avrupa’nın değil Kandil’in boşaltılması gerekiyor. Bu sürecin başarı kriteri
nedir? Örgütün kendini feshetmesi midir? Değildir. Örgütün silahlarını yakması mıdır? Değildir. Örgütün mağaraları
boşaltması mıdır? Değildir. Bu sürecin
başarı kriteri; bir numarada ve en önemli ölçüde
örgütle doğrudan kırsal alanda bağı bulunan örgüt
üyelerinin illegaliteden legaliteye geçişi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde haklarında açılacak birer adli dosyayla birlikte
normal bir hayata intibak etmelerinin ve böylelikle
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine bir kere daha silaha yönelme
imkânlarının yapısal olarak ortadan kalkmasıdır” ifadelerini kullandı.
Teklifle birlikte
sürecin ilk kez tanımlı bir yapıya kavuştuğunu belirten Ekmen, “Her zaman bir ‘Türk tipi model’den bahsedildi. Bugüne kadar somut bir
model ortaya koymak zordu. Ancak bu yasayla birlikte gerek Cumhurbaşkanlığında
oluşturulacak Kurul gerekse Meclis’te oluşturulacak
mekanizma bakımından bir çerçeve ortaya konuluyor. Buradaki belirsizliğin, ümit
ediyoruz ki, yapıcı bir muğlaklık anlamına gelmediğini ve Meclis Başkanlığının
bu süreci birçok açıdan olumlu değerlendireceğini düşünüyoruz.
Meclis’teki karşılıklı izleme ya da gözetim
heyeti olarak ismi verilebilecek Kurul ile birlikte bu süreç ilk defa bir
mimariye, bir modele kavuşmaktadır. Bunun da sürecin bir sonraki aşamaya taşınması
ve başarıyla tamamlanması açısından önemli olacağını düşünüyorum”
dedi.
Kişilerin beraat
etme ve aklanma haklarını da ellerinden almış oluyorsunuz
Tespit ve teyit
mekanizmasının bir ön şarta bağlanmasını eleştiren
Ekmen, “Ben bu sürecin en önemli
handikaplarından birinin tespit, teyit ve ilandaki ısrar olduğunu hep ifade
ettim. Bugün bu yasada da var çünkü bir devlet kurumu bu örgütün
ancak kendini feshetme ve silahsızlanma iradesini, iştiyakını ve buna uygun
davranışlarını tespit ve teyit edebilir. Şöyle bir senaryo yapalım: Bunun
tamamen MGK eliyle tespit edilip yayınlandığını ve işlerin
sarpa sardığını düşünelim. Türkiye’nin MGK
eliyle tamamen kendini tasfiye ettiğini iddia ettiği bir örgütten
farklı yapılar ortaya çıktığını düşünelim. Bugünden bunu ilan etmenin bir anlamı
yok. Yasal zeminle bu kapıyı açacaksınız, ‘altı ay içerisinde buna uyan örgüt
üyeleriyle ilgili hukuki statü budur, buna uymayanla ben egemenlik hakları ölçüsünde terörle
mücadelemi sürdürürüm’ diyeceksiniz
ancak o zaman örgütün
tamamen ve gerçekten bittiğini kayıt altına alabilirsiniz.
Bunun bir ön
şarta bağlanmasının devlet mantığı açısından da doğru olmadığını düşünüyorum” dedi.
Yazılı başvuru şartının
savunma haklarını zedelediğini belirten Ekmen, “Diğer
açıdan bu suçlamayla özellikle terör propagandasıyla yargılanan birçok insan var. Yine,
terör
örgütü
üyeliğiyle benim tanıdığım bir sürü sivil toplum örgütü
üyesi ve siyasetçi var. Yasaya yazılı başvuru şartıyla bu kişilerin beraat etme
ve aklanma haklarını da ellerinden almış oluyorsunuz. Biz bu konuda önergemizi
de verdik. Burada yazılı başvuru şartının kişilerin kendilerini aklama haklarını
zedelemeyecek ve bugüne kadar yaptıkları savunmaları ortadan kaldırmayacak bir şekilde
dönüştürülmesi
ve kodlanması gerekiyor” açıklamasında bulundu.
Yasada toplumsal
uyum ve entegrasyona dair tek bir kelime yok
Teklifte toplumsal
uyum ve entegrasyona ilişkin hiçbir düzenleme bulunmadığını söyleyen
Ekmen, “Örgüt üyeleri geldiğinde örgüt üyelerinin
herhangi bir başka ve yeni bir adli veya siyasi şiddet, terör
ve ismi ne olacaksa olsun sorunun parçası olmamalarının en önemli
imkânlarından biri devletin rızaları dahilinde onlarla birlikte uygulayacağı bir
toplumsal uyum ve entegrasyon programıdır. Bu yasada toplumsal uyum ve
entegrasyona dair tek bir kelime yok. O kadar geriye düşmüşüz ki Sayın Başkan
6551 sayılı Yasa’da bir madde vardı, o
bile burada yok. O zaman Bakanlar Kurulu için sonra sistem dönüşümüyle
Cumhurbaşkanı’na bu Kurul’a bir
yetki tevdi vardı, o bile burada yazılmaktan imtina edilmiş; adli, idari
tedbirler diyerek geçiştirmiş. Fakat bu noktanın daha tartışılacak ve üzerinde
mutabakat sağlanacak bir detayı da getirilmesi gerekiyordu. Ertelemenin
bozulmasına ilişkin düzenlemenin faydalanıcılar lehine ama süreci de koruyacak şekilde
güçlendirilmesi gerektiği açıktır” dedi.
Geldiği
gibi geçecekse, bütün bu müzakereler ve bu katılıma bir yönüyle
saygısızlık olacaktır
Konuşmasını
Komisyon’a çağrıyla tamamlayan Ekmen, “Biz Yeni Yol Grubu olarak bu yola çıkışın
kendisini meşru ve doğru bir çaba olarak gördük. Eksiğiyle,
gediğiyle yaptığımız bütün eleştirileriyle
birlikte bu aşamaya gelmiş olması önemlidir. Bu yasanın da nihai bir yasa değil,
kritik bir eşik adeta teyit-tespit için kullanılan ‘kritik
eşik’ kavramı gibi yeni bir kritik eşik
oluşturduğunu düşünüyoruz. Bundan sonrasında, lütfen,
muhalefetin düşüncelerine, muhalefetin önerilerine,
toplumun vicdanına, toplumdan gelen itirazlara, toplumdan gelen beklentilere
daha fazla önem
verin. Bu metnin Komisyon’dan nasıl geçeceği
bir turnusol kâğıdı işlevi de görecektir. Geldiği
gibi geçecekse, bütün bu müzakereler ve bu katılıma bir yönüyle
saygısızlık olacaktır, bir yönüyle haksızlık
olacaktır. Önerilerin bir kısmının dikkate alınıp değerlendirilip
maddelere işlenerek Genel Kurul’a sevk
edilmesini ümit ediyorum” diye konuştu.
Konuşmanın tamamını
izlemek için: