Ekmen Milano’da konuştu: Pozitif barış için çok ciddi bir çabaya ihtiyaç var
17.01.2026
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin
Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, Gelecek Partisi Milletvekili Mustafa Bilici ve
DEM Parti Milletvekili Sezai Temelli ile birlikte İtalya’nın 2. Büyük işçi
sendikası olan Confederazione Generale Italiana del Lavoro (CGIL) tarafından
Milano’da düzenenlenen “Barış, Dayanışma ve Kardeşlik | Türkiye’de Kürt Sorunu:
Barış Mümkün” konferansına katıldı.
Süreç, atipik bir karakter sergiliyor
Konferansta sürdülen sürecin denemelerden ve dünyadaki
benzer çatışma çözümü süreçlerinden farklı, atipik karakteri olduğunu belirten
Ekmen, “Çatışma çözümü, disiplini ve literatürü açısından mevcut sürecin
mimarisini, ajandasını, zayıf ve güçlü yönlerini sizinle paylaşmaya
çalışacağım. Mustafa Bey'in de ifade ettiği gibi, PKK'nın görüşmeler yoluyla
silahsızlandırılması ve feshi amacıyla değişik tarihlerde en az 13 ayrı girişim
yapıldığı biliniyor. Bu süreç, bu 13 ayrı süreçten de bilinen İrlanda,
Kolombiya, İspanya, Güney Afrika ve benzeri süreçlerden de ayrışarak çok farklı
bir atipik karakter sergiliyor. Bu atipikliğin en önemli göstergesi, Kürt
meselesinin kök sebeplerinin veyahut da Türkiye'nin demokratikleşmesine dair
bir gündem veya ilerleme tespit edilmeden silahlı mücadeleye son verilme
isteğidir. Örgütün kurucusu, 25 yıldır mahkûm bulunan Abdullah Öcalan'ın
devlete bir görev tevdi etmeden, paradigma ve strateji değişikliği ile silahlı
mücadeleye son verme çağrısı atipiklik ve sürecin güçlü yönleri açısından
önemli bir durumdur. Bu çağrı, Türkiye'de devletçi ve milliyetçi çizgide
siyaset yapan, sadece sosyolojide değil, yargı, istihbarat ve güvenlik
bürokrasisinde de ciddi etkisi olan Devlet Bahçeli'nin çağrısına cevap
olmasıyla süreci de oldukça kolaylaştırıcı bir hale getirmiştir. Cumhurbaşkanı
Tayyip Erdoğan süreci topluma anlatmamak, temkinli davranmakla suçlanıyor olsa
da Cumhurbaşkanı olarak süreç yönetiminde aldığı rol ve verdiği destek de
sürecin güçlü yönlerinden biridir. Türkiye'deki otoriterleşme tartışmaları,
daralan hukuk devleti ve demokratik alana rağmen Meclis’teki 14 siyasi partiden
13’ünün sürece destek vermesi de çok önemlidir. Önemli bir durum da son 22
yılda en az beş kez sistematik olarak devletle görüşen Abdullah Öcalan'ın örgüt
adına aldığı inisiyatif, devlet tarafında ise 22 yıldaki bütün görüşmelerin bir
şekilde içinde olan İbrahim Kalın'ın MİT Müsteşarı olarak bu kez sürecin
başında olmasıdır. Hafıza ve tecrübe aktarımı açısından oldukça önemli bir
durumdur” dedi.
Pozitif barış için her kesimi kuşatan çok ciddi bir
çabaya ihtiyaç var
Ekmen, sürece toplumsal desteğin yüksek, güvenin ise
düşük olmasının sebeplerini de sıraladı. Ekmen, “Sürecin, zayıf veya riskli
yönlerine açısında, en önemli zayıflık, toplumun sürece yüzde 70 destek
verirken, güvenin yüzde 30 oranlarında çakılı kalmasıdır. Bu güvensizliğin
birkaç sebebi var. Birincisi, daha önceki girişimlerin başarısızlıkla
sonuçlanması, Kürtlerde devlete, Türklerde de örgüte karşı bir güvensizlik
yaratmıştır. Güvensizliğin ikinci bir sebebi, bu sürecin toplumsal iletişiminde
hukuk, adalet, özgürlük, demokratikleşme gibi başlıkların ifade edilmiyor
oluşudur. Güvensizliğin üçüncü bir sebebi de Erdoğan iktidarının son on yılda
Avrupa Birliği hedeflerinden uzaklaşarak otoriterleşmesi, özellikle de son bir
buçuk yılda yargı eliyle siyasi partilere, toplumsal alana yönelik yapılan
soruşturmaların yarattığı baskı iklimidir. Böyle büyük bir sorunu çözerken hâlâ
bu baskıların yapılıyor olması toplum açısından izahı zor bir durumdur. Sürecin
en zayıf yönlerinden biri de toplumsallaşma çabalarının yetersizliğidir. Devleti
temsilen Erdoğan, toplumun önemli bir kısmını temsilen Bahçeli, örgütü temsilen
Öcalan'ın negatif barış için anlaşması önemlidir. Ama pozitif barış için
kadınları, gençleri ve her kesimi kuşatan çok ciddi bir çabaya ihtiyaç vardır.
Geride kalan 15 ay boyunca bu çaba gerçekleşmemiştir. Sürecin en önemli eksiği
de sürecin en büyük ihtiyacı olan yasal düzenlemenin hâlâ yapılmamış olmasıdır.
Örgütün kendini feshettiğini ilan ettiği 12 Mayıs'tan bugüne kadar yedi ay
zaman geçti. Örgüt üyelerinin örgütün bu kararına uymaları halinde hangi hukuki
süreçlere tabi olacağı ve hangi entegrasyon ve uyum politikalarından
faydalanacağı hâlâ belirsizdir” ifadelerini kullandı.
Türkiye'de bu barışı gerçekleştirmenin hem ülkemiz hem
Orta Doğu için çok kıymetli olacağına inanıyoruz
Sürecin en önemli yönlerinden birinin Suriye olduğunu
hatırlatan Ekmen, şunları söyledi: “Suriye, sürecin hem en güçlü yanı hem en
riskli ve tehdit barındıran yönüdür. İngiltere, Amerika, Fransa gibi egemen
devletlerin Suriye'de iç savaşa dönülmemesine dair kuvvetli iradesi süreci de
destekleyen önemli bir argümandır. Ancak Şam ile SDG arasında imzalanan 10 Mart
Anlaşması’nın hayata geçmemesi, Türkiye'deki sürecin de yavaşlamasına sebebiyet
veren zayıf bir yön oluşturmuştur. Bu anlaşmanın bir an önce hayata geçirilmesi
gerekir. Ayrıca bu amaçla Meclis’te kurulan komisyon, almış olduğu kararların
yarısından fazlasını oy birliğiyle, bir kısmını da beşte üç çoğunlukla
almıştır. Bu siyasi destek heba edilmemelidir. Bu sürecin devamında büyük bir
anlaşma paketi söz konusu değildir. Ancak herkes ne yapılması gerektiğini de
çok iyi bilmektedir. Türkiye'nin genel olarak demokratikleşmesinin yanında
Kürtlerle ilgili anayasal vatandaşlık, ana dilinin kullanımının yaygınlaşması
ve güçlü yerel yönetimler için atılması gereken adımlar en büyük beklentidir.
Silah, şiddet ve terör devreden çıktığında Türkiye bir gecede demokratik bir
hukuk devletine dönüşmeyecektir. Demokratik mücadele güçlenerek devam
edecektir. Bizim parti ve grup olarak duruşumuz, Türkiye'nin demokratikleşmesi,
hukuk devletine dönmesi ve Kürtlerle ilgili yapılacak iyileştirmelerin PKK'nın
alıp almayacağı kararlara bağlı kalınmaksızın tek taraflı olarak hayata
geçirilmesi gerektiğidir. Dünyanın dört bir yanında uluslararası hukukun
ortadan kaldırıldığı, soykırım suçunun alenen işlendiği ve egemen devletlerin
saldırı altında olduğu bir dönemde, Türkiye'de bu barışı gerçekleştirmenin hem
ülkemiz hem Orta Doğu için çok kıymetli olacağına inanıyoruz ve bunu
destekliyoruz.”
Konuşmanın tamamını izlemek için:
https://www.youtube.com/watch?v=PWJmPDTJJ50