EKMEN: Toplumda güven kalmadı
15.01.2026
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve
Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir
basın toplantısı düzenledi. Ekmen, toplantıda Pew Research Center tarafından
gerçekleştirilen “güven” araştırması kapsamında Türkiye’nin durumuna ilişkin
değerlendirmelerde bulundu.
Kurumlara
güvensizlik topluma yansıyor
Araştırma kapsamında Türkiye’deki güven
sorununa değinen Ekmen, “Pew Research Center tarafından yapılan bir araştırmaya
göre Türkiye’de insanların birbirine olan güven oranı %14 olarak tespit edilmiş
ve sıralamada Türkiye listenin sonlarında yer alıyor; listenin başında ise %83
güven oranıyla İsveç yer alıyor. Bu sonuçlar bize çok şey anlatıyor: Kurumlara
güvenin yerlerde süründüğü, insanların yargıdan, adaletten, kurumlardan, hizmet
veren kurumlardan müşteki olduğu bir yerde birbirine de güvenemediğini tespit
etmek, Türkiye’nin toplum sağlığı ve ruh sağlığı açısından vahim bir tabloya
işaret ediyor. Listenin tamamına baktığımızda, güven duygusu, bir ülkedeki
hukuk, adalet, özgürlükler ve ekonomik gelişmişlikle birbirine bağlı bir
parametre olarak gözüküyor” dedi.
Hukuk
ve adalet yoksa güven de kayboluyor
Ekmen, “Bir ülkede hukuk ve adalet varsa,
insanlar ekonomik olarak müreffehse, özgür ve mutluysa, birbirine olan güven de
artıyor. Ancak bunların zayıfladığı ya da ortadan kalktığı ülkelerde güven
azalıyor ve bugün bu ölçümlemeye göre Türkiye’de insanların %84’ü bir başka
insanı güvenilmez buluyor” açıklamasında bulundu.
Din,
iman, vatan, milliyetçilik adına mangalda kül bırakmayanların kanında kokain
çıkan bir ülkede insanlar birbirine nasıl güvenebilir?
Ekmen, “Her gün gündüz kuşağı programlarında
doğrudan İletişim Başkanlığı’nın koordine ettiği kanallarda hangi ahlaka,
adaba, insanlığa aykırı fiillerin hangi kişiler arasında yaşandığına dair
saatlerce veya günlerce değil; haftalarca yayın yapılan bir ortamda insanlar
birbirine nasıl güvenebilir? İnsanların çok kolay zenginleştiği, mal varlıklarına
idari tedbirler veyahut da yargısal operasyonlarla el konulduğu bir yerde
insanlar birbirine nasıl güvenebilir? Uyuşturucunun alıp başını gittiği,
uyuşturucuya erişimin köşe başlarında ilkokul seviyesine düştüğü, kadına karşı
şiddetin en çok cezasızlık politikalarından beslendiği ve bir savcının adliyede
başka bir kadın hâkime silahlı saldırı yapabildiği bir ülkede insanlar
birbirine nasıl güvenebilir? Özellikle hizmet sektöründe bir kısım esnafın
enflasyonu fırsat bilerek akla ziyan şekilde fiyatları artırdığı ve rakamlarla
oynadığı bir ülkede insanlar birbirine nasıl güvenebilir? Din, iman, vatan,
milliyetçilik adına mangalda kül bırakmayanların kanında kokain çıkan bir
ülkede insanlar birbirine nasıl güvenebilir?” diye sordu.
Dindar
insanın itibar kaybının sorumlusu kim?
Bilal Erdoğan’ın sözlerini hatırlatan Ekmen,
“Cumhurbaşkanımızın oğlu Sayın Bilal Erdoğan’ın şu ifadesi dikkat çekicidir:
‘Dindar insan tekrar güvenilir insandır imajını elde etmemiz lazım, kazanmamız
lazım.’ Eğer bir şey yeniden kazanılacaksa, ortada kaybedilmiş bir durum var
demektir. Peki bu ülkeyi 23 yıl yönettikten sonra dindar insanla ilgili oluşan
bu itibar kaybının nedenlerini Bilal Bey, öncelikle Sayın Cumhurbaşkanı ile
konuşması gerekmez mi? Bu ülkede neler yaşandı da dindar insan itibar kaybına
uğradı? Nitekim Sayın Bilal Erdoğan’ın yönetiminde bulunduğu İbn Haldun
Üniversitesi’nin yaptığı dindarlık araştırmasına göre, AK Parti iktidara
gelinceye kadar bu ülkede eğitim alanların Allah’a inancı ve dini ritüellerle
bağı oldukça güçlü iken, AK Parti döneminde doğanların ve eğitim alanların
Allah’a olan inancı ile dini değerler; oruç, ibadet ve başörtüsü gibi dini
pratiklerle olan bağının ise ciddi biçimde zayıfladığı tespit ediliyor. Biz bu
çürüme ve çöküş halini, 23 yıllık iktidarın hiçbir sorunu ve sorumluluğu yokmuş
gibi mi ele alacağız? Bahis ve kumara devlet eliyle izin verilirken, Türkiye
Büyük Millet Meclisi’nin kürsüsünde bir kumar ve bahis firmasının reklamı geçen
yıl 23 Nisan’da gencecik çocukların giydiği formalar üzerinden yapılırken bu
itibar kaybını nerede arayacağız? Bizzat Sayın Cumhurbaşkanı’nın ailesi
tarafından yönetilen televizyon kanallarında, ATV’de her gün yayınlanan ve
ahlaka, vicdana, insanın taşıdığı tüm değerlere aykırı fiilleri günlerce ekrana
taşıyan programlar varken itibar kaybını nerede arayacağız? Siyaset yoluyla bir
gecede zenginleşenlerin, bir gecede fakirleşenlerin olduğu bir tabloda bu
itibar kaybını nerede arayacağız ve bunda bu iktidarın sorumluluğu yokmuş gibi
mi davranacağız?” dedi.