EKMEN: 100 yılın felaketinde üretici yalnız bırakıldı
02.09.2025
DEVA
Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, Sözcü
TV’de Aslı Kurtulmuş Mutlu’nun sunduğu “Sözün Aslı” programına konuk oldu. Ekmen,
programda yaşanan don felaketleri, kuraklık ve uygulanan tarım ithalat
politikalarının yerli üreticiye verdiği zararları değerlendirdi.
Çiftçi sahipsiz, kazanç belli ellerde
Ekmen
açıklamasında, resmi verilere göre son 100 yılın en büyük don ve kuraklık
felaketinin yaşandığını hatırlatarak, “20-21 Şubat’ta Mersin, Adana ve
Antalya’da başlayan don felaketi, mart ayında birçok ilimizde köklü ağaçların
sökülmesini gerektirecek şiddete ulaştı. Bu don felaketinin ardından ne olurdu?
19 Mart operasyonu sonrası olağanüstü toplantılar düzenleyerek hasarı azaltacak
tedbirler alan iktidar çiftçiye gözünü kulağını kapattı. Yüzyılın
don ve kuraklık felaketlerinden sonra, hükümet üreticiyi ve nihayetinde
tüketiciyi koruyacak herhangi bir somut adım atmadı. Mayıs ayına gelindiğinde hâlâ zarar
ziyan tesbiti dahi tamamlanmamıştı. 15 günde bir basın toplantısı yaparak
yetkililere seslenmeye çalıştım. Tarım ve Orman Bakanı’nın, verdiğim soru
önergesine cevabı ise şuydu: ‘Çiftçiye TARSİM dışında bir destek
düşünülmüyor.’ Faize, kura, borsaya yani sermaye sahiplerine bu kadar
hassasiyet gösteren bir yönetimin, üreticiye karşı bu sessizliği nasıl
açıklanabilir? İlk kez derli toplu Sayın Cumhurbaşkanı Ahlat’taki konuşmasında
bu konulara değindi. Ama bu arada üretici ağacını kesti, tarlasını sürdü,
borçla yüz yüze geldi. Bu yılı pas geçtiği gibi, özellikle Akdeniz’de ürünlerin
dönüşümlü ekildiği bölgelerde, bir sonraki ürüne de geçemedi. Bugün pazarda,
markette, manavda karşılaştığımız fiyatlar da bu zincirin sonucudur” dedi.
Su
yönetimi yok, üretici kuraklıkla baş başa bırakıldı
Kuraklığın
da göz göre göre geldiğini vurgulayan Ekmen, “Su kaynaklarımız ciddi tehdit altında
ama ortada bir su yönetimi yok. Sulama suyunu bırakın birçok
yerde içme suyu dahi sağlanamıyor. Geçtiğimiz hafta Genel Başkanımız Sayın Ali
Babacan ile birlikte Mardin’de Dara Harabeleri’ni ziyaret ettik. Dara
Harabeleri, milattan sonra 500. yılda inşa edilmiş bir şehir. Bu şehrin
mimarisinin temelinde su yönetimi var: Sarnıçlar, su depolamaları, taşıma sistemleri
ve benzeri yapılar. Bugün ise milattan sonra 2025 yılındayız ve bu ülkede
çiftçinin ve nihai olarak tüketicinin ihtiyacını karşılayacak makro bir su
yönetimi hâlâ yok. Uşak, Elazığ ve birçok şehirde evlere sürekli içme suyu dahi
verilemiyor. İçme suyu verilemediği gibi, tarlada üreticinin ihtiyacı olan
sulama suyu da sağlanamıyor. Bu tablo, gıda enflasyonunun kaynağında üreticinin
desteklenmemesi nedeniyle fiyatların artmasına yol açıyor” ifadelerini
kullandı.
Yerli
üretici çökertiliyor, ithalatçılar zengin ediliyor
İthalat
politikalarını eleştiren Ekmen, “Bugün mısır üreticisi hasada hazırlanırken,
aynı hafta 1 milyon tonluk ithalat izni veriliyor. Aynı durum başka ürünlerde
hayvancılıkta da yaşanıyor. Sistemli bir şekilde yerli üretim çökertiliyor.
Adeta bilinçli politikalarla
küçük çiftçi, küçük hayvancı iflasın eşiğine sürükleniyor. Yurt dışından
ürünler üretim maliyetinin üçte biri fiyatına alınıyor, ancak bu ürünler
Türkiye pazarına düşük maliyetli fiyatlarla değil; Türk çiftçisinin üretim
maliyetleri seviyesinde sunuluyor. Yani eti yurt dışından 7-8 dolara alıyorlar
ama gelip burada vatandaşa 10 dolara satmıyorlar. Satış fiyatı, yerli
üreticinin maliyetine göre belirleniyor. Kâr tamamen ithalatçılarda kalıyor.
Vatandaş ise eti 15- 20 dolara almak zorunda kalıyor” açıklamasında bulundu.
Anneler
çocuğunun beslenme çantasını doldurmakta zorlanıyor
Üreticinin
iflasın eşiğine sürüklendiğini ve tüketicinin de yüksek fiyatlarla karşı
karşıya kaldığını vurgulayan Ekmen, “Bugün anneler çocuğunun beslenme çantasına
ne koyacağını kara kara düşünüyor. Çocuğunu sağlıklı besleyip besleyemeyeceği
endişesiyle kıvranıyor. Bu, sadece ekonomik değil, toplumsal bir çöküşün
işaretidir” dedi.
Servet transferi planlı bir şekilde yapılıyor
Ekmen,
“Ortada akıl almaz bir tablo var. İç piyasanın bütün dinamikleri -çiftçisiyle,
hayvancısıyla, üreticisiyle- sistemli olarak çökertiliyor. Bu basit bir ithalat
politikası değil; planlı bir servet transferidir. Birileri zengin edilirken,
üretici sahipsiz bırakılıyor, tüketici ise yüksek fiyatların altında eziliyor”
diyerek sözlerini tamamladı.