EKMEN: Komisyon odağını kaybetmeden her kesimi kuşatmalı
14.08.2025
DEVA Partisi
Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen; Millî
Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun üçüncü toplantısında yaptığı
değerlendirmelerde komisyonun demokratikleşme, yapısal reformlar ve toplumsal
barış adına kritik bir rol üstlenmesi gerektiğini vurgulayarak, “Öncelikle
fesih, silahsızlanma, eve dönüş başlıkları üzerinde yoğunlaşıp bununla birlikte
güçlü bir şekilde Cumhuriyetimizin yüz yıllık sorunları, demokratikleşme,
yapısal ve anayasal reformları üzerinde yoğunlaşmamız gerekir.” dedi.
Bu çözüm
değil, barış süreci
Söze başlarken Komisyon’un usul, esas
ve metodolojisine ilişkin tespitlerde bulunmak istediğini belirten Ekmen,
“Komisyon’a üye veren tüm partiler — hatta üye vermeyenler bile — terörsüz bir
Türkiye hedefi doğrultusunda burada. Silah, şiddet ve terörden arınmış bir
Türkiye’yi destekliyoruz. Bu hedef doğrultusunda farklı fikir ve yöntemlere
sahip olabiliriz ancak amaç birliği içerisindeyiz. Komisyon’un oluşum sürecine
baktığımızda, iktidar ve devlet kurumlarının öncelikle yasal düzenleme
ihtiyacını görüyoruz. Burada birkaç kez vurguladığımız temel prensip şudur:
Sürecin ihtiyacı yasal düzenlemeler ise toplumun ve milletimizin ihtiyacı ise
normalleşme, demokratikleşme, özgürlüklerin genişlemesi ve hukuk devletinin
güvence altına alınmasıdır. Bu bir çözüm süreci değil; sürecin çağırıcılarının
da dediği gibi öncelikle bir barış sürecidir. Ömer Öcalan, İmralı’ya ilk
ziyaretçilerden biri olarak, kamuoyuna şu notu aktardı: ‘Bana fırsat verilirse,
bu meseleyi silah ve şiddet zeminden hukuk, siyaset ve demokrasi zeminine
taşıyabilirim.’ Burada çözüm değil, silahsızlanma metot değişikliği vaadi var.
Evet öncelikle fesih, silahsızlanma ve eve dönüş gibi konuları çözmeye
odaklanırken, Cumhuriyetimizin yüz yıllık demokratikleşme, yapısal ve anayasal
reform sorunlarına da güçlü şekilde eğilmemiz gerekiyor” dedi.
Bu süreç
toplumun tüm kesimleriyle ilgili
Komisyon’daki AK Partili
milletvekillerine seslenen Ekmen, “2013 yılında Cumhuriyet tarihinin en
kapsamlı demokratikleşme paketlerinden biri açıklandı. Bugün de bu görüşmeler
sürerken sıkça dile getirdiğiniz demokratik reform ihtiyacını tek taraflı bir
gündemle kamuoyuna taşır ve özellikle yargı alanındaki sorunlu uygulamalara son
verirseniz, Komisyon asıl amacına çok daha rahat odaklanabilir. Zaman zaman
muhalefet partilerinden bazı milletvekillerinin sözleri sizi rahatsız edebilir,
ancak bilin ki bu konuşmalar, sürece duyulan güveni pekiştiriyor. Topluma şu
mesajı veriyor: ‘Bu süreç sadece bir örgüt ve onun mensuplarıyla ilgili değil;
devamında sadece Kürt meselesiyle de sınırlı değil. Bu süreç, toplumun tüm
kesimlerini kapsayan bir hedefe yürümelidir.’ Bu nedenle, sürecin
ilerleyebilmesi için iktidarın tek taraflı bir irade göstermesini bekliyoruz”
açıklamasında bulundu.
Demokratikleşme
çerçevesinde dile getirilen her konu süreci kolaylaştıran bir talelptir
Ekmen, “Toplantıda çeşitli konularda
dil uyarıları yapıldı. Ben de bu konuda farklı bir açıdan bir hatırlatma yapmak
istiyorum. Örneğin şöyle ifadeler duyuyoruz: ‘Şu olmazsa bu iş yürümez’, ‘Bu
gerçekleşmezse süreç ilerlemez.’ Peki bunun tersinden anlamı şu mu olmalı?
Yani, bizim arzu ettiğimiz ama iktidarın yanaşmadığı bazı demokratikleşme
adımları atılmazsa, biz çıkıp PKK’ye şöyle mi diyeceğiz: ‘İmralı’ya güvenme,
devlete de güvenme. Biz bile burada nefes almakta zorlanıyoruz. Elindeki silahı
bırakma, savaşmaya devam et. Muhalefete sen de oradan destek ol.’ Böyle mi
konuşacağız? Toplum bizi izliyor ve dinliyor. Demokratikleşme çerçevesinde dile
getirdiğimiz her konu sürecin önünü tıkayan bir engel değil, aksine süreci
kolaylaştıran bir unsur olmalıdır. İktidar partisinin de bunu böyle anlaması
gerektiği gibi, bu sürece değişik açılardan daha kapsayıcı ve genişletici bir
bakış açısıyla bakan arkadaşlarımızın da kendi dillerinin vatandaş nezdinde
süreçle ilgili nasıl bir kanaat yarattığı hususuna da dikkat etmelidir” dedi.
Ekmen’den
Komisyon’a davet önerileri
Sürecin fesih, tasfiye, silahsızlanma
ve entegrasyon üzerine odaklığını belirten Ekmen, Komisyon’da dinlenmesini
istedikleri kişileri ekleyerek, “Ülkemizin de içinde bulunduğu, özellikle
Moro’da görev almış İHH’den Sayın Hüseyin Oruç ve uzunca bir süre buralarda görev
alan Büyükelçi Sayın Fatih Ulusoy’un bizzat davet edilerek dinlenmesinin uygun
olacağını düşünüyoruz. Çok sayıda akademisyenimiz var, listesini hazırladık ama
bu akademisyenlerimizden her birine İrlanda, Kolombiya, Endonezya, İspanya gibi
örneklerin bütün bir sorun ve süreç analizi değil; bu gündemin odağında olan
DDR yani silahsızlanma, terhis ve entegrasyon başlığıyla nasıl tecrübeler
yaşandığını gelip burada açıklanmasının, anlatılmasının uygun olacağını
düşünüyorum. Darbeleri Araştırma Komisyonu, Diyarbakır 5 No.lu Cezaevi Alt
Komisyonu, Faili Meçhul Siyasi Cinayetleri Araştırma Komisyonu, Toplumsal Barış
Yollarının Araştırılması ve Çözüm Komisyonu ve geçmişte zorla yerinden edinilen
vatandaşlarımızın sorunlarının konuşulduğu 96 tarihli komisyonun bütün
tutanaklarının buraya resmen alınmasını, kayıt altına alınmasını talep
ediyoruz. Buraya baktığımızda, Darbe Araştırma Komisyonu’nda toplamda 160
kişinin davet edilerek dinlendiğini görüyoruz, 2013 Çözüm Komisyonu’nda 43
kişinin davet edilerek dinlendiğini görüyoruz keza 5 No.lu Diyarbakır Cezaevi
Alt Komisyo’nda 26, Madımak komisyonunda ise 25 kişi dinlenmiştir. Bunların da
bizim için ışık olacağını düşünüyoruz. Bu Komisyonumuzun da birkaç başlıkta
misafir davet edebileceğini düşünüyoruz” açıklamasında bulundu.
Süreçte sivil
toplum ve akademisyenlerde yer almalı
Komisyon’a davet edilmesini
istedikleri listeye dair bilgi paylaşan Ekmen, “Öncelikle ‘DDR’ konusuna katkı
sunabilecek çok sayıda kurum bulunuyor. Barış Vakfı, MAZLUMDER, İHH ve Akdeniz
Kadın Arabulucular Ağı, Barış için toplumsal Girişim gibi örnekleri içeren
kurumların listesini sunacağız. Aynı şekilde Cuma Çiçek, Vahap Coşkun, Ayşe
Betül Çelik ve Ayşegül Devecioğlu gibi akademisyenlerin de yer aldığı bir başka
listeyi de paylaşacağız. Bunun yanında, özellikle şehit ve gazi aileleri başta
olmak üzere, mağdur ya da taraf kabul edilebilecek kesimlerin de dinlenmesi
kıymetlidir. Şehit ve Gazi aileleri, sivil şehitlerimizin aileleri, Zorunlu
göçe maruz kalmış aileler, Cumartesi Anneleri, İnsan Hakları Derneği’nin faili
meçhul vakalarla ilgili temas kurduğu aileler ile bölgede zor koşullarda görev
yapmış ve yeni döneme kaygıyla yaklaşan korucuları temsilen sivil toplum
temsilcilerinin de sürece dâhil edilmesini uygun buluyoruz. Ayrıca; Hukuk ve mevzuat
reformu başlığında 8 akademisyen, İnsan hakları ve hukuki reform alanında
birçok akademisyen ve kurum, Yönetim ve demokrasi konusunda 1 akademisyen ve 3
kuruluş, Siyaset bilimi ve demokratikleşme alanında 2 kuruluş ve 6 akademisyen,
Hukuk alanında ise baroların özel olarak davet edilmesi gibi başlıklarda katkı
sağlayabilecek kişi ve kurumları da listeliyoruz. Bu listeleri Komisyon’a
takdim edeceğiz” dedi.