EKMEN, Yasama Yılını değerlendirdi
22.07.2025
DEVA Partisi
Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, Tele 1
ekranlarında Zeynel Lüle’nin sunduğu “Habere Doğru” programına katılarak 28.
Dönem TBMM’nin yasama faaliyetlerini ve başkanlık sisteminin Meclis’e
etkilerini değerlendirdi.
Yasama artık
yürütmenin gölgesinde
Başkanlık sistemine geçilirken ileri
sürülen en önemli gerekçelerden birinin “yasama ve yürütmenin kesin çizgilerle
ayrılacağı” vaadi olduğunu hatırlatan Ekmen, “Başkanlık sistemine geçilirken,
yürütmenin artık yasa teklifi hazırlayamayacağı; yasamanın da denetim ya da
bütçe yoluyla yürütmeyi bloke edemeyeceği söylenmişti. Ancak bugün gelinen
noktada, yürütme yasamadan tamamen kopmuş durumda. Bakanlar, kendi
hazırladıkları kanunları savunmak için dahi Meclis’e gelmiyor. Ne var ki yasama
hâlâ yürütmenin gölgesinden çıkabilmiş değil. Yasa teklifleri teknik olarak
milletvekilleri eliyle sunuluyor gibi görünse de büyük ölçüde bakanlıklar
tarafından hazırlanıyor. Zaman zaman bakanların kamuoyuna yaptığı açıklamalarda
‘şu yasa teklifini Meclis’e sevk ettik’ gibi ifadeler duyuyoruz. Yani teklifin
içeriği Bakanlık’ta hazırlanıyor, milletvekilleri ise yalnızca imza atan
pozisyonunda kalıyor. Komisyonlarda bu durum çok net biçimde görülüyor.
Örneğin, tartışmalara konu olan Zeytincilik Yasası’nda, bir milletvekiline ‘Bu
yasa ile ne kadar kömür üretileceği öngörülüyor?’ diye sorulduğunda, teklif
sahibi bu soruya yanıt veremedi. Oysa her yasa teklifinin bir arka planı, bir
fizibilite raporu olmalı. Böyle anlarda gözler hemen bürokratlara çevriliyor.
Eğer orada hazır bulunan, konuyu bilen bir bürokrat varsa çabucak bir not
hazırlayıp milletvekiline veriyor; o da bu notu okuyarak soruyu yanıtlamış gibi
yapıyor” dedi.
Meclis’in
bütçe hakkı elinden alındı
Ekmen, Cumhuriyet tarihinden bugüne
Meclis’in en önemli yetkisinin vatandaş adına bütçe yapmak olduğunu hatırlatıp
bu yetkinin bugün fiilen ortadan kalktığını vurgulayarak, “Türkiye Büyük Millet
Meclisi’nin bütçe yapma hakkı da fiilen ortadan kalkmış durumda. Oysa tarihsel
olarak Meclis’in en temel yetkisi, halk adına bütçeyi belirleme yetkisidir.
Bugün ise, bütçe kabul edilmese bile enflasyon oranına göre harcamalar otomatik
olarak sürüyor. Gelinen aşamada yasama faaliyetleri, yalnızca muhalefetin
değil, iktidarın bile elinden alınmış görünüyor. Son infaz yasası sürecinde bu
çok net yaşandı. Adalet Bakanı, ‘Biz Meclis’e sevk ettik’ dedi. Ancak Meclis’te
böyle bir teklif bulunamadı. Sonradan ortaya çıktı ki yasa doğrudan AK Parti
Grubu’na gönderilmiş, Meclis'e değil. Torba yasalar nedeniyle Meclis içi
çalışma düzeni de bozulmuş durumda. Plan ve Bütçe Komisyonu dışındaki
komisyonlar büyük ölçüde işlevsizleşti. Örneğin geçen yıl infaz kanununa
ilişkin bir düzenleme Adalet Komisyonu’nda görüşülmesi gerekirken, Plan ve
Bütçe Komisyonu’ndan geçirildi. Bu yıl ise trafik cezalarına dair bir
düzenleme, İçişleri Komisyonu yerine Adalet Komisyonu’na yönlendirildi. Bu tür
kuralsızlıklar, istisna değil, neredeyse olağan hale geldi. İktidar bloğu için
bile sistem bu kadar verimsizken, muhalefetin sunduğu teklifler bırakın kabul
edilmeyi, gündeme dahi alınmıyor. Hiçbiri komisyonlardan geçemiyor”
açıklamasında bulundu.
Meclis’te
muhalefet önergelerine ret otomatiği
Ekmen, “Genel Kurul’da doğrudan
görüşme önergeleri haftada yalnızca bir kez verilebiliyor. Bugüne kadar bu
yöntemle sadece bir önerge gündeme alındı: HÜDA PAR’ın, İsrail adına savaşan
vatandaşlara ilişkin önergesi. Tüm partilerin ortak oyuyla kabul edilmesine
rağmen, bugün baktığımızda bu önergenin de yasalaşmadığını görüyoruz. Yani
önerge gündeme alınıyor, ancak sonrasında adeta 'uyutuluyor'. Her hafta
Meclis’te üç gün boyunca arkadaşlarımız, ülke gündemine ilişkin araştırma ve
genel görüşme önergeleri sunuyor. Emeklilerin sorunları, polislerin çalışma
koşulları, sözleşmeli erlerin ekonomik ve hukuki durumu gibi çok sayıda
başlıkta öneriler verdik. Hepsi reddedildi. Sadece bir kez, engellilerin
sorunlarını araştırmaya yönelik Yeni Yol Grubu’nun verdiği bir önerge, iktidar
sıralarında oluşan anlık bir boşluk sayesinde kabul edildi. Bugün hâlâ bu
önergeyle kurulmuş olan komisyon çalışmalarını sürdürüyor. Ama bu bir istisna”
ifadelerini kullandı.
83 teklif
verdik, hiçbiri yasallaşmadı
Muhalefetin katkı sunabildiği ender
örnekleri de paylaşan Ekmen, “Genel Kurul’da kanun teklifleri görüşülürken
bizim – Yeni Yol’un, CHP’nin, DEM Parti’nin, İYİ Parti’nin – sunduğu değişiklik
önergeleri gündeme geliyor. Ancak bunlar yalnızca bir şart altında dikkate
alınıyor: Salonda yeterli sayıda AK Parti milletvekili bulunmaz ve bizim
blokajımız yasama sürecini tıkama noktasına gelirse. Bu durumda iktidar
sıralarından ‘Ne istiyorsunuz?’ deniliyor, biz de örneğin ‘Beş önergemiz var’
diyoruz. Onlar da ‘İkisini kabul etsek olur mu?’ diyerek pazarlık
başlatıyorlar. Muhalefet ya direnir ya da ‘ne alabilirsek kârdır’ diyerek
sınırlı kazanımları kabul eder. Örneğin siber güvenlik yasasında, veri
sızıntısıyla ilgili bir haberi paylaşan bir vatandaş bile 3 ila 5 yıl hapis
cezasıyla karşı karşıyaydı. Üç gün süren direnişle bu maddeyi değiştirdik,
artık yalnızca veri sızıntısını bildiği hâlde manipülasyon amacıyla hareket
eden kişiler yargılanacak. Yine Diyanet’in hac harcamaları 10 yıldır Sayıştay
denetimi dışında tutuluyordu. Sadece Devlet Denetleme Kurulu inceleme yapıyor,
raporlarına da kimse erişemiyordu. Bizim ısrarımızla hac harcamaları da
Sayıştay denetimine açıldı. Ancak bu gibi birkaç örnek dışında, iktidarın
muhalefetle istişareye açık bir yaklaşımı bulunmuyor. Yeni Yol–Saadet Grubu
olarak bugüne kadar 83 kanun teklifi verdik. Kaçı yasalaştı? Sıfır. Tekstil
hazır giyim sektörünün derinleşen sorunları, Türkiye'deki çocuk ve emekli
yoksulluğunun nedenleri, Gazze'ye insani yardım koridorunun açılması, çocuk
sağlığı ve yoksulluğu gibi çeşitli araştırma önergelerimiz AK Parti ve MHP
oyları ile reddedildi. Ayrıca 7 uluslararası sözleşmeyi ve 45 ayrı tezkereyi
görüştük. Tüm bu çabalara rağmen, iktidar cephesinden ortak akla, uzlaşmaya ve
diyaloğa kapalı bir dönem yaşanıyor” dedi.