Mehmet Emin Ekmen, İngiltere Parlamentosu’nda çatışma çözümünü anlattı
09.04.2025
DEVA
Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen
İngiltere’de Center for Türkiye Studies (CEFTUS) bünyesinde Milletvekili Mithat
Sancar ve Tunceli Belediyesi eski Eş Başkanı Nurhayat Altun ile birlikte
konferansa katıldı. Ekmen, “Çatışma Çözümüne İlişkin Yasal ve Politik
Çerçeveler” başlığında, Türkiye'nin yasal ve politik çatışma çözümü üzerine
kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi. Türkiye’nin geçmişteki çatışma çözümü
süreçlerini değerlendirip, özellikle mevcut sürecin farklılıklarını vurguladı.
Ekmen, “İçinde bulunduğumuz süreç Güney Afrika’dan Filipinler’e, İspanya’dan
İrlanda’ya hiçbir uluslararası tecrübe ile izah edilemeyecek bir atipikliğe
sahip” dedi.
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı
ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen İngiltere’de Center for Türkiye
Studies (CEFTUS) bünyesinde “Çatışma Çözümüne İlişkin Yasal ve Politik
Çerçeveler” başlığında, Türkiye'nin yasal ve politik çatışma çözümü üzerine
kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi.
Sürecin
kendine has bir yöntemi var, kök sebepler ortadan kaldırılmalı
DEVA Partisi olarak 1 Ekim’den
itibaren gerçekleşen süreci doğru bulduklarını belirterek söze başlayan Ekmen,
“Parti olarak, silahlı mücadelelerin sonlandırılmasında çatışma çözümü
imkanlarının kullanılmasını doğru buluyoruz. Türkiye’nin farklı tarihlerde
uyguladığı 13 ayrı girişim gibi bu süreci de destekliyoruz. İçinde bulunduğumuz
süreç Güney Afrika’dan Filipinler’e, İspanya’dan İrlanda’ya hiçbir uluslararası
tecrübe ile izah edilemeyecek bir atipikliğe sahip. Keza devletin denediği 13
süreçten herhangi birine de benzemeyecek kadar kendine mahsus, özgün bir
yöntemi var. Türkiye’nin içinde bulunduğu demokratik darboğaza ve
otoriterleşmeye rağmen böyle bir girişime şans verilmesi gerektiğini düşündük.
Bu son sürecin Sayın Devlet Bahçeli’nin oynadığı rol ve bölgesel gelişmeler
nedeniyle önceki girişimlere göre sonuç almaya daha elverişli olduğunu
düşünüyoruz. Devletlerin, silahlı örgütlerle hukuka uygun mücadele hakkını
savunmakla beraber sonuç alıcı olanın yapısalcı bir yaklaşımla, şiddet ve
terörü doğuran kök sebeplerin ortadan kaldırılması olduğunu düşünüyoruz. Kök
sebepler ortada durdukça, bir örgütün tasfiye edildiği hallerde bile yerine
yenilerinin çıkacağı endişesini taşımaktayız” dedi.
Sürecin,
öncekilerden belirgin farklılıkları var
Ekmen, “Bu girişimi, Türkiye’de
yaşanmış önceki girişimlerden ayırt eden birkaç özellik var. Birincisi, MHP
Genel Başkanı Sayın Bahçeli’nin bu süreci görünür kılması çok kıymetlidir.
İkincisi, sürecin toplumsallaşmasının tabandan yukarıya doğru değil, yukarıdan
tabana doğru yürütülmesi ve liderlere duyulan güven üzerinden toplumsal rıza
üretilmesidir. MHP’li ve AK Parti’li bir vatandaş da DEM Parti’li bir vatandaş
da süreci rasyonalize edememekte, duygusal olarak tam bir bağ kuramamakta,
ancak liderlerinin pozisyonunu boşa çıkaracak kuvvetli bir itiraz da
geliştirmemektedir. Üçüncüsü ise, önceki deneyimlere göre Türkiye Büyük Millet
Meclisi çatısı altında var olan siyasi partilerden sadece İYİ Parti’nin açıkça
ve net olarak muhalif olması, diğer partilerin tamamının sürece değişik
seviyelerde destek veriyor olmasıdır. Özellikle ana muhalefet partisi CHP’nin
kendi partilerinin ve ilişkili belediyelerin maruz kaldığı çok sayıda
operasyona rağmen desteğini sürdürüyor olması oldukça önemlidir”
açıklamalarında bulundu.
Sürecin
iletişiminin Sayın Bahçeli üzerinden yapılması bir avantaj
Süreci siyasi partiler açısından
değerlendirmeye devam eden Ekmen, “Politik çerçeve açısından not edilmesi
gereken bir husus da DEM Parti’nin sürecinin görünür olduğu 1 Ekim’den bu yana
kendisine biçilen köprü rolünü önemli ölçüde başarıyla yürüttüğüdür. Özellikle
siyasi parti ziyaretlerinin tabanda değilse bile kurumsal seviyede destek
devşirilmesi açısından çok önemli sonuçları oldu. Ziyaret edilen partiler de
devlet veya iktidar tarafından bilgilendirilmemiş olmayı bir probleme
dönüştürmediler. Bu, sürece verilen desteğin bir görünümü oldu. AK Parti ve Sayın Cumhurbaşkanı ise sürece
dair konuşmamayı bir politika olarak belirledi. AK Parti ve Sayın Erdoğan
döneminde 2004-2009-2013’te silahsızlandırma süreçleri denendi ve hepsi
başarısız oldu. Neticesinde AK Parti bunun büyük bedellerini ödedi. O yüzden
sürecin iletişiminin Sayın Bahçeli üzerinden yapılması ve pazarlıksızlık
vurgusu muhtemelen geçmişteki tecrübelerden gelen bir tutum olarak karşımıza
çıkıyor” ifadelerini kullandı.
Türkiye
Büyük Millet Meclisi henüz bilgilendirilmedi
Sürecin yasal çerçevesine değinen
Ekmen, “Sayın Erdoğan ve Sayın Bahçeli’nin yaptığı çok sayıda konuşmada PKK’nin
kendini feshetmesinin siyasal ve demokratik zeminde yaratacağı genişleme imkânı
ve fırsatına birçok kez vurgu yaptığını belirtmek gerekir. Bir istatistikte Bahçeli’nin
17, Erdoğan’ın 16 kez doğrudan konuşma veya basın açıklaması yapmak suretiyle
ve her biri en az 10 sayfa yer tutacak kadar demokratikleşme, siyasal alanın
genişlemesi ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin rolüne vurgu yaptıklarını
görüyoruz. 1 Ekim’den bu yana neredeyse 6 ayı doldurduk. Sıklıkla ve özenle
vurgu yapılan Türkiye Büyük Millet Meclisi şu ana kadar devlet veya iktidarın
siyasi aktörlerince açık ya da kapalı bir şekilde, doğrudan ya da dolaylı bir
yolla bilgilendirilmiş değil. Sadece DEM Parti’nin ve İmralı Heyeti’nin birer
kez yaptıkları bir bilgilendirme turu oldu. Bu bilgilendirmenin de içeriğe dair
bilgilendirmeden ziyade, sürece dair bir niyet paylaşımı olduğunu
söyleyebiliriz” dedi.
Tasfiye
sürecini kapsayacak maddeler, kanunlarda yer almıyor
Ekmen, “Böyle bir süreçte, Türkiye
Büyük Millet Meclisi’ne farklı roller düşebilir. Birincisi, sürecin yönetimine
dair bir çerçeve yasa ve uygulayıcılar için bazı yasal garantiler
sağlanmasıdır. İkincisi, Eve Dönüş Yasası gibi örgüt kadrolarının tasfiyesine
dair yasal çerçevenin oluşturulmasıdır. Üçüncüsü de yasal ve anayasal düzlemde
siyasal ve demokratik alanları genişletecek hak ve özgürlükleri artıracak
düzenlemelerin yapılmasıdır. Eve Dönüş Yasası olarak adlandırabileceğimiz
örgütün kendini feshetmesi halinde silah bırakan mensuplarının yurt içinde ve
yurt dışında nasıl bir yargısal sürece ve hukuk güvenliğine sahip olacaklarına
dair bir düzenlemeye ihtiyaç bulunmaktadır. Mevcut Türk Ceza Kanunu ve Terörle
Mücadele Kanunu böyle bir tasfiye sürecini kapsayacak maddelere sahip değil”
açıklamasında bulundu.
Kürtçenin
kamusal alanda kullanımına ilişkin atılacak adımlar var
Anadilde
eğitim hakkında konuşan Ekmen, “Kürtçenin kamusal alanda kullanımına ilişkin
yine idari tasarrufla atılacak adımlar var; Kürtçe eğitim ve kültür
faaliyetlerinin bir program dahilinde desteklenmesi ve Kürtçe kültürel
etkinliklerin salon tashihinden yasaklanmasına kadar maruz kaldıkları
sorunların ortadan kaldırılması da herhangi bir yasal düzenlemeye gerek
kalmadan yapılması gerekir. Partimizin programında ve hazırlamış olduğu
politika eylem planlarında da yer aldığı üzere anadilde eğitimin önündeki
engellerin kaldırılması, anayasal vatandaşlık tartışmaları, yerel yönetimin
güçlendirmesine ilişkin olarak birçok düzenleme şüphesiz önümüzdeki dönemde
Meclis gündemine gelecektir” dedi.