EKMEN: Boykot Çağrıları Kriminalize Edilmemeli
02.04.2025
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı
ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen TV100 kanalında "Başak Şengül ile
Tartışma Konusu" programına konuk olarak bir günlük tüketim boykotu
hakkında değerlendirmelerde bulundu. Ekmen “Boykot Anayasamızda, uluslararası
belgelerde, siyaset ve hukuk felsefesinin temel tartışmalarında geçen siyasal
tepki araçlarından biridir” dedi.
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı
ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen TV100 kanalında "Başak Şengül ile
Tartışma Konusu" programına konuk oldu.
Boykot, siyasi tepki araçlarından
biridir
Ekmen, "Boykot Anayasamızda,
uluslararası belgelerde, siyaset ve hukuk felsefesinin temel tartışmalarında
geçen siyasi tepki araçlarından biridir. Bunu sivil itaatsizliğin bir formu
olarak görebiliriz, tarih boyunca uygulanmış ve kendini gösteren sonuçları
olmuştur. Uygulandığı yerlerde paradigmayı hatta siyasal iktidarı değiştiren
sonuçları gözlenmiştir. Medyaya yönelik boykotu bir miktar anlamıştık ve
medyanın tek düze bir kuvvete sahip olması, aynı anda onlarca ekranda aynı
konuşmanın yayınlanması, birçok gazetenin aynı manşetle çıkması gibi tek bir
merkezden yönetildiğine veya tek bir merkezden yeri geldiğinde müdahale
edilebildiğine dair hepimizde var olan bu rahatsızlık nedeniyle medya boykotu genel
olarak kabul görmüştü” diyerek daha önce yapılan boykotlara değindi.
Boykotun ayrımının ve sınırlarının tam
olarak tartışılmadığını düşünüyorum
2 Nisan’da gerçekleşecek olan tüketim
boykotu hakkında konuşan Ekmen, “Medya boykotundan marka boykotuna, sonra da
genel boykota gittiğimiz zaman doğrusu iki açıdan bakmak gerekir ve bunu bir
suç olarak görmek mümkün değildir. Boykotun sonuçları açısından, birincisi ne
derece başarıyla uygulanabileceği; ikincisi genel seçmen kitleleri nezdinde
nasıl karşılanacağına dikkat etmek lazım. Bayram tatilinden çıkıyoruz,
günlerdir birçok iş yeri kapalı. İlk işlem günü, Anadolu'da belki de birçok
küçük esnaf iş yerini sabah ‘Bismillah’ deyip açacak. Gün boyu elde edeceği
geliriyle akşama doğru çekinin bedelini ödeyecek. Ancak böyle bir boykot
gerçekten etkili bir şekilde uygulandığında mahalle bakkalının, semt kasabının,
sokakta faaliyet gösteren küçük bir işletmenin göreceği zarar zannediyorum
CHP'nin amaçları arasında sayılamaz. Dolayısıyla bu genel boykot çağrısının hem
katılım açısından hem de gösterilmek istenen sosyal güç açısından iyi
düşünülmesi gerekir. Boykotun ayrımının ve sınırlarının tam olarak
tartışılmadığını düşünüyorum. Ancak her hâlükârda boykot; şiddetten, kamu
düzenine zarar vermekten toplumda bir çatışma ihtimali yaratan her türlü eylem
türünden yeğdir” açıklamasında bulundu.
Boykot çağrısının kriminalize
edilmesini doğru bulmuyorum
Ekmen, “Özellikle son 10 yılda hukuk
eliyle toplumun ve siyasetin dizaynı, ekonomik çöküş sonrası toplumun geniş
kesimlerinde yaşanan büyük dar boğaz ve açlık sınırının altında milyonlarca
aile gerçeği karşısında, siyaseten bir şey değiştirme umudunun dahi yargı
kararlarıyla ortadan kalkabileceği endişesi bir enerji boşaltımına sebep oldu.
Bu enerji boşaltımını ana muhalefet yönetme sorumluluğu içerisinde. Bunu
yönetirken hem toplumun geniş kesimlerindeki meşruiyet algısını zedelememeli
hem vereceği kararların değişik kesimler üzerindeki etkisini dikkate almalı ve
bu enerjiyi yönetebilmeli. Aksi halde sokaktaki enerji, küçük marjinal
grupların kontrolüne geçerse, tabii ki bu Türkiye'nin lehine olmaz. Neticede
boykot çağrısının ne kadar uygulanabileceği hususunda tereddütlerim olmakla
birlikte bu çağrının kriminalize edilmesini, şeytanlaştırılmasını, sanki
hayatımızda hiçbirimiz hiçbir zaman boykot yapmamışız gibi boykotun kendisini
tartışma konusu yapılmasını doğru bulmuyorum. Muhafazakâr sağ kesimde yıllara
sarih marka boykotunu biliriz değil mi? İsim saymak istemem ama bir bisküvi,
çikolata markasında bir markayı yıllarca boykot ettik. Başka bir marka
desteklendi, sonra desteklenen markayı bu sefer orduevleri boykot etti. Sonra o
marka bu sefer orduya bağlı bir araştırma merkezine 10 milyon dolar bağış
yapmak zorunda kaldı. Gazze nedeniyle boykotlar uyguladık” dedi.
AK Parti kendini devlet aygıtının
yerine konumlandırıyor
Ekmen, “Bunun etkisini iktidar
gözlemlemeli. Gerçekten Türkiye’nin 81 il, 1200 ilçesinde etkili bir katılım
varsa iktidar şapkasını masaya koymalı: ‘Ben bu kadar güçlü ve istediğini yapan
bir iktidar döneminde nerede yanlış yaptım ki ömrü boyunca ortalama %25’i
alamamış bir ana muhalefet partisinin çağrısına, onun maddi gücünü 2 kat aşan
bir katılım var’ demeli. Katılım yoksa o zaman Sayın Özgür Özel ve CHP şapkayı
masaya koymalı: ‘Biz bu muhalefet enerjisini, bu sokaktaki öfkeyi yönetmeye
çalışmak için böyle bir argüman kullandık ama nerede hata yaptık ki bu yeteri
kadar uygulanmadı?’ demeli. Her konuyu şeytanlaştırmak, kriminalize etmek,
yargı ve idari soruşturma konusu yapmak AK Parti’nin muktedirleştiğini değil,
devletleştiğini ifade eder. AK Parti’nin kendini dayandırdığı bütün sivil,
sosyal, entelektüel zeminden koparak kendini devlet aygıtının yerine
konumlandığını gösterir” ifadelerini kullandı.
Hukuk güvenliği hepimiz için
geçerlidir
Veriler hakkında konuşan Ekmen, “Son
bir haftada yapılmış üç ayrı rapor var. Bir rapor da iktidara yakın bir firma
tarafından yapılmış. Cumhur İttifakı seçmeninin dahi sadece %40’ı süreci
yargısal bir faaliyet olarak algılıyor. Toplumun %60’ı siyasi bir süreç olarak
algılıyor. Eğer AK Partililerin %20'si ‘Bu siyasidir’, %20’si de ‘Fikir
belirtmek istemiyorum’ diyorsa o zaman AK Partililer bunun gerçekten yargı
faaliyeti olduğunu niçin kamuoyuna anlatamadıklarını iyi düşünmeliler. Yargıyı
bir silah gibi kullanmayın, diyoruz. Hukuk güvenliği hepimiz için geçerlidir.
Yarın AK Partili arkadaşlar için de bunu talep edeceğiz. Hukuk güvenliğini biz
ne Ekrem İmamoğlu ve arkadaşları için, ne sokaktaki gençler ne de CHP’liler
için savunmuyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hukuk devleti niteliği ve 85
milyon vatandaşın hukuk güvenliği için savunuyoruz. Eğer insanlar sokağa çıkıp
hak ve hürriyet peşindeyse, hak arama özgürlüğünün sonuna kadar savunuculuğunu
yapmaya gayret ediyorlarsa, iktidarın çıkarması gereken dersler vardır” dedi.