Mehmet Emin Ekmen’den 28 Şubat Yargısı’nı hatırlatan eleştiriler
21.03.2025
DEVA
Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen,
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda kürsüde söz alarak gündeme
dair açıklamalarda bulundu. Ekmen, “Anayasa Mahkemesinin kabul edilebilirlik
kararlarının %98'i bulduğu bir ülkede gerçekten hukuk devletinden bahsedebilir
miyiz?” dedi.
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı
ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)
Genel Kurulu’nda kürsüde söz alarak gündeme dair açıklamalarda bulundu.
Orta
Doğu ve Orta Asya halklarının ortak bayramı olan Newroz kutlu olsun
Sözlerine Newroz Bayramı’nı kutlayarak
başlayan Ekmen, “Yarın kutlanacak olan, Mezopotamya'dan Maveraünnehir'e kadar
Orta Doğu ve Orta Asya halklarının ortak bayramı Newroz Bayramı kutlu olsun.
Bazen geçmişteki bazı olayları acıyla, gülümsenerek hatırlar. Orta Asya'da bu bayramın
kutlandığı Türkiye'de bilinmeden önce bizim bölgemizde bu bayramların
kutlanması yasaktı. Ne var ki bir tarihte Orta Asya Türkleri’nin de bu bayramı
kutladığı duyulunca resmî bayram olarak teklif edilecek bir yola girilmiş oldu.
Bazen meselelere bakış açımızı değiştirmemiz gerekiyor, hep aynı noktadan, aynı
yerden bakmamamız gerekiyor” dedi.
İnsanoğlunun
doğasındaki en temel ihtiyaçlardan biri adalettir
Ekmen, “Her şeyden önce şunu belirtmek
gerekir ki insanoğlunun doğasındaki en temel ihtiyaçlardan biri adalettir ve
bir arada yaşamanın da en zorunlu gereklerinden biri yine adil bir yönetimdir.
İslam hukukunda fıkıhçılar tartışmıştır, bir rivayete göre Moğol Hükümdarı
Hülagü, İbni Tavus'a sormuştur: ‘Sence İslam hukukuna göre adil ama kafir bir hükümdar
mı yeğdir, yoksa zalim ama mühim bir hükümdar mı yeğdir?’ İbni Tavus'un cevabı
‘inancı kendisini ilgilendirir. Bize lazım olan adaletidir’ demiştir. Şimdi
sormamız gerekiyor: Halkın, vatandaşın adalete güveninin %2'ye düştüğü, Anayasa
Mahkemesinin kabul edilebilirlik kararlarının %98'i bulduğu bir ülkede hukuk
devletinden bahsedebilir miyiz? Hukuk devletinden vazgeçtim, kanun devletinden
bahsedebilir miyiz?” açıklamasında bulundu.
Türkiye
maalesef kısır döngü içerisinde
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı
Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması ile ilgili konuşan Ekmen, “Mecelle'nin
temel kurallarından biridir ‘Usul esasa mukaddemdir.’ Failleri bir kenara
bırakalım, fiilleri bir kenara bırakalım, yaşanan süreci sadece usul açısından
bir değerlendirelim: Bugüne kadar bir belediye hakkında İçişleri Bakanlığının
müfettiş raporu ve incelemesi olmadan, soruşturma izni verilmeden ve bu
soruşturma izni Danıştay denetiminden geçmeden kaç soruşturma açıldığını
duydunuz? Hiç yok gibi. Ancak bugün son yürütülen soruşturmaların önemli bir
kısmının İçişleri teftiş raporundan ve soruşturma izninden bağımsız olarak
yürütüldüğü anlaşılıyor. Masumiyet karinesi nerede kaldı? Lekelenmeme hakkı ve
savunma hakkı zanlılar açısından nasıl kullanılabiliyor? Soruşturma hakkında ilk
beyanatı biz Sayın Cumhurbaşkanı’ndan duyduk ‘Turpun büyüğü heybede’ diye.
Sayın Cumhurbaşkanı’ndan, heybedeki turpları bize hatırlatmasını değil,
soframızdaki ithal marullarla ilgilenmesini beklerdik ama Sayın Cumhurbaşkanı
bu soruşturmadan niye haberdar? Kendisinden izin mi alındı, kendisinin bir
talimatı mı oldu ya da kendisi düzenli olarak bilgilendiriliyor mu? Bu üçü de
hukuk devleti açısından doğru mudur? Peki soruşturma hakkında kim bilgi sahibi?
Soruşturmalar hakkında kimse bilgi sahibi değil. Ancak Trol ağları
soruşturmaların içeriği hakkında kampanya yapıyor. İktidara yakın gazeteciler
televizyon ekranlarında soruşturmayla ilgili açıklamalarda bulunuyor. Böyle bir
atmosferde hiç kimse ceza hukukunun, usul hukukunun temel ilkelerinin uygulandığını
iddia edebilir mi?” dedi.
Keşke
28 Şubat’tan hatırlatma yapmak zorunda olmasaydım
Ekmen, “28 Şubat döneminden birkaç
hatırlatmada bulunmak istiyorum. Keşke imkân olsaydı, bu hatırlatmada
bulunacağım isimleri hiç saymamış olsaydım ama konunun anlaşılması için
sayıyorum. Bunları dinlediğinizde, aradan geçen 30 yıldan sonra bu ülkenin
kısır döngü içerisinde nasıl zaman kaybettiğini bir kez daha anlayacaksınız. 28
Şubat uygulamalarından örnekler: Ankara'daki Vahdet ve Dostluk Vakfı
cezaevindeki tutuklu ve hükümlülere yardım ettiği için kapatıldı. Millî Gençlik
Vakfı, Zehra Vakfı, Hakyol Vakfı, Akabe Vakfı, İslami Dayanışma Vakfı ve
beraberindeki 21 vakıf kapatıldı, 7'sinin mal varlığına el konuldu. MÜSİAD'ın 2
Genel Başkanı’na 312'nci madde uyarınca dava açıldı, hapis cezası alındı. Dün
MÜSİAD, bugün TÜSİAD; hatırlatıyorum. O zaman bir suçlama bulunamadığı için
kılık kıyafet yasasına ve devrim kanunlarına aykırılık suçlamasıyla davalar
açıldı. Bugün de müneccimlere açılan davaları hatırlıyorum. İnsan Hakları Örgütü
o karanlık dönemde tam 30 bin ihlal tespit etti ve meslekî eğitime mal olan bir
zorunlu eğitim değişikliğine maruz kaldık. O zaman YAŞ kararıyla ordudan
atılanları ve bugün ordudan ihraçları hatırlatıyorum. O gün Camilerde vaazların
yasaklanması ile bugün söz hakkı elinden alınan insanları size hatırlatıyorum”
ifadelerini kullandı.
Bugün
yapılan işleri yargı faaliyeti olarak tanımlayıp geçmeyin
Genel Kurul’da milletvekillerine
seslenen Ekmen, “’Bunlar ile onlar bir mi?’ diyorsunuz ama son dönemde karşımıza
bir yargı putu çıktı. Hangi konuyu ifade etsek bu yargının işidir, bunu sabırla
takip etmek gerekiyor deniliyor. Geçmişteki haksızlıkların hepsi yargı
faaliyetiydi; bunların birçoğu Yargıtay’dan geçti, Anayasa Mahkemesinden geçti,
hatta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden geçti. Bu safhaların tamamlanması
hukuka uygunluk için yeterli oldu mu? Bugün de yapılan işleri lütfen bir yargı
faaliyeti olarak tanımlayıp geçmeyin; vicdanınızla, ahlakınızla,
müktesebatınızla meseleyi anlamaya çalışın. Son olarak size Asaf Halet
Çelebi'nin bir dörtlüğüyle seslenmek istiyorum:
‘İbrahim,
İçimdeki
putları devir
Elindeki
baltayla /
Kırılan
putların yerine yenilerini koyan kim?’
Arkadaşlar,
bu hareket yola putları kırmak ama yerine yeni putlar koymamak için çıkmıştı,
bunu da size hatırlatmak isterim” dedi.